6 Şubat 2023 de saat 04:17 de Kahramanmaraş Pazarcık'da 7.4 büyüklüğünde
bir deprem meydana geldi. Bugün depremin 5.günü diyebiliriz. Sabaha karşı olduğu
için. Milletçe çok ağır bir travma yaşıyoruz. Bizler, ikincil durumda etki altında kalan
gruptayız. Orada kurtarma çalışmaları devam ederken gördüklerimizden
etkilendiğimiz için farklı farklı da olsa tepkiler veriyoruz. Öfke, kaygı, üzüntü, stres,
yeme isteği, açlık, uykusuzluk, robot gibi hissetme, her an sallanıyor gibi bir his
ile karşılaşma, durup durup ağlama ve daha çok şey yaşıyoruz.
Sekonder travma deniyor yaşananlara.
Bu travmayı, o insanlara yardımcı olabilmemiz için, fark etmeli, kontrol altında
tutulması için, geçeceğini bilerek de hareket etmeliyiz.
Sosyal medya bu travmanın aynası gibi kabul edebileceğimiz ortam. Orada birçok
insanı görüyoruz. Herkes durumla farklı baş etmeye çalışıyor. Durumu kabul
edemeyenler, günlük rutinlerine devam da edebiliyor, spor salonunda, kafeler de
paylaşım yaparken görülebiliyorlar.
Durumu kabul edememek herkeste hakim olan bi tepki ama unutulan bir şey var,
herkes süreçle farklı bir şekilde baş ediyor.
Büyük bir kitle, kaynağına bakmaksızın, sosyal medyada yardım çağrıları
paylaşıyor,bu yardıma ihtiyaç duyanların görünürlüğünü de azaltıyor.
Bu ortamın düzeltilebilmesi adına bir şeylerin ucundan tutan insanlarda da, kaçan
insanlarda da ileride görülebilecek birçok psikolojik problem olacaktır.
Bu yazıyı yazma sebebim, o problemlerden birisini hatırlatmak.
Şu an ülkece "Merhamet Yorgunluğu" yaşıyoruz aslında.
Merhamet Yorgunluğu son yıllarda hayatımıza girmiş gibi görünse de hep var olan
bir kavram.
Ne olduğunu kısaca anlatmak gerekirse;
Başkalarına yönelik desteğin yoğunluğundan ötürü hissedilen tükenmişlik duygusu
olarak tarif edilebilir.
Şu an Haluk Levent'in hislerimize tercüman olan "insan kepçe olmak ister mi,
istiyor işte!" sözüne benzer şekilde hepimizin bir şeyler yapma tutkusu ile
kavrulduğuna eminim. Sonrasında bu durum bir yorgunluk hali yaratacak.
O belirtileri şimdiden görmeye başlayanlar için de Merhamet Yorgunluğu ile
tanıştıklarını söyleme zamanı diyebilirim.
Tabi ki Merhamer Yorgunluğu'nun da iyileştirilmesi mümkün. Travma'da olduğu
gibi. Daha sonra neler yapılabileceği konusunu konuşacağız.
İşe yarar hissetmek, çözüm odaklı olmak ve umudu kaybetmemek hepimize iyi
gelecek!
Bu yazıyı 104. saatte çıkarılan Uzman Çavuş'un Amener Rasulü olarak bildiğimiz
sureyi okuyarak çıkmasına ithaf etmek istiyorum.
Sebebi ve surenin meali size çok şey anlatacaktır eminim.
Ben din görevlisi değilim ama inancın gücüne ve şifasına çok inanıyorum.
İyi gelmesini dilerim herkese:
Amener Rasülü;
6 Şubat 2023 de saat 04:17 de Kahramanmaraş Pazarcık'da 7.4 büyüklüğünde
bir deprem meydana geldi. Bugün depremin 5.günü diyebiliriz. Sabaha karşı olduğu
için. Milletçe çok ağır bir travma yaşıyoruz. Bizler, ikincil durumda etki altında kalan
gruptayız. Orada kurtarma çalışmaları devam ederken gördüklerimizden
etkilendiğimiz için farklı farklı da olsa tepkiler veriyoruz. Öfke, kaygı, üzüntü, stres,
yeme isteği, açlık, uykusuzluk, robot gibi hissetme, her an sallanıyor gibi bir his
ile karşılaşma, durup durup ağlama ve daha çok şey yaşıyoruz.
Sekonder travma deniyor yaşananlara.
Bu travmayı, o insanlara yardımcı olabilmemiz için, fark etmeli, kontrol altında
tutulması için, geçeceğini bilerek de hareket etmeliyiz.
Sosyal medya bu travmanın aynası gibi kabul edebileceğimiz ortam. Orada birçok
insanı görüyoruz. Herkes durumla farklı baş etmeye çalışıyor. Durumu kabul
edemeyenler, günlük rutinlerine devam da edebiliyor, spor salonunda, kafeler de
paylaşım yaparken görülebiliyorlar.
Durumu kabul edememek herkeste hakim olan bi tepki ama unutulan bir şey var,
herkes süreçle farklı bir şekilde baş ediyor.
Büyük bir kitle, kaynağına bakmaksızın, sosyal medyada yardım çağrıları
paylaşıyor,bu yardıma ihtiyaç duyanların görünürlüğünü de azaltıyor.
Bu ortamın düzeltilebilmesi adına bir şeylerin ucundan tutan insanlarda da, kaçan
insanlarda da ileride görülebilecek birçok psikolojik problem olacaktır.
Bu yazıyı yazma sebebim, o problemlerden birisini hatırlatmak.
Şu an ülkece "Merhamet Yorgunluğu" yaşıyoruz aslında.
Merhamet Yorgunluğu son yıllarda hayatımıza girmiş gibi görünse de hep var olan
bir kavram.
Ne olduğunu kısaca anlatmak gerekirse;
Başkalarına yönelik desteğin yoğunluğundan ötürü hissedilen tükenmişlik duygusu
olarak tarif edilebilir.
Şu an Haluk Levent'in hislerimize tercüman olan "insan kepçe olmak ister mi,
istiyor işte!" sözüne benzer şekilde hepimizin bir şeyler yapma tutkusu ile
kavrulduğuna eminim. Sonrasında bu durum bir yorgunluk hali yaratacak.
O belirtileri şimdiden görmeye başlayanlar için de Merhamet Yorgunluğu ile
tanıştıklarını söyleme zamanı diyebilirim.
Tabi ki Merhamer Yorgunluğu'nun da iyileştirilmesi mümkün. Travma'da olduğu
gibi. Daha sonra neler yapılabileceği konusunu konuşacağız.
İşe yarar hissetmek, çözüm odaklı olmak ve umudu kaybetmemek hepimize iyi
gelecek!
Bu yazıyı 104. saatte çıkarılan Uzman Çavuş'un Amener Rasulü olarak bildiğimiz
sureyi okuyarak çıkmasına ithaf etmek istiyorum.
Sebebi ve surenin meali size çok şey anlatacaktır eminim.
Ben din görevlisi değilim ama inancın gücüne ve şifasına çok inanıyorum.
İyi gelmesini dilerim herkese:
Amener Rasülü;
Allah’ın elçisi ve müminler, rabbinden ona indirilene iman ettiler. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandılar. “O’nun elçileri arasında ayırım yapmayız” ve “İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz rabbimiz, gidiş sanadır” dediler. ﴾285﴿ Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri boynumuza borç kılma! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et! ﴾286﴿
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder