Yoncanın dört yaprağının da ayrı birer anlamı vardır.
Birinci yaprak ümidi, ikincisi
imanı, üçüncüsü aşkı, dördüncü yaprak ise şansı simgeler. Tabiatta çok
nadir bulunan işte bu dördüncü yapraktır.
Herkesin
bir hikayesi, herkesin bir başarı hayali ve herkesin bir “başarı” tanımı
vardır.
Başarıdan önce başarısızlık gelir elbette.
Başarısızlık hikayeleri, dönüm noktaları dediğimiz karşılaşmalar ile bizi asıl olana, yani başarıya taşır.
Ben de
kendi başarısızlık hikayelerim den yola çıkarak, bir başarı hikayesi
olduğuna inandığım, Zulika Danışmanlık’tan bahsetmeye geldim karşınıza.
Aslında logodan bahsetmek isterim. Yani “yonca” dan.
Yonca
dendiğinde aklınıza hep şans gelir değil mi? İyilik, ümit, aşk ve şanstır
simgelediği aslına bakarsanız. Her kültürde bir hikayesi, yeri ve
anlamı vardır.
Biz de,
ne tatlıdır ki, 4 yapraklı yonca dediğimiz zaman Türk Sinemamızın sultanları
hatırlanır. O bambaşka hikaye.
Bu arada
4 yapraklı yonca bulunması en zor türü olduğu için kıymetli deriz.
Ama, sıkı durun, 6 yapraklı yonca da varmış. Onu duyduğumda çok şaşırmıştım.
Benim
yoncamın hikayesine gelirsek;
Benim için hala yolda olmak anlamı taşıyan hikayemin en büyük amacı, “aslında mümkün” dedirtebilmek.
Yonca
yapraklarından bir tanesinin anlamı “inanç”. Mümkün olduğuna inanmanın
güzelliğini düşünebilir misiniz?
Liseden başlayan ve bugüne kadar gelen, birçok olmadım var benim. Hala olmayanlarım var. O olmadılar bana hayata devamlılık penceresinden bakabilmek için gelen güç aslında.
Ama
yapraklardan bir tanesinin anlamı olan “şans” ta, ben de fazlasıyla var.
Bazen eksikliğini hissetsem de üstelik. En büyük şansım, beni eğiten, koçlukta önümü açan insan. Bana “Aslında Mümkün” dedirten öğretmenim.
Bir hikaye düşünün, bir tesadüfle başlayan, merak uyandıran, sonra karşılaşma getiren ve en son başarısızlıklardan ders almayı öğretip, başarının ne olduğunu, yaşayarak hissettiren bir hikaye. Benim hikayem tam da o.
Pandemide herkes gibi “şimdi ben ne yapacağım” derken “koçluk” yolculuğuna merhaba deme hikayem de olduğu gibi.
İkisinde
de, bana hikayemde asla yalnız olmadığımı ve başarabileceğimi öğreten
öğretmenimin payı büyük.
İnsanlara
yazarak dokunma, onlara iyileşebileceklerini gösterme, ümitsizliklerle yaşamak zorunda
olmadıklarını hatırlatma hayalimin adıdır o yonca.
Aldığım
eğitimlerin, vazgeçtiklerimin, düşüp dizimi kanattığım anların ve kalp
kırıklıklarının da hikayesidir aslında.
Ama koçluk benim için bir şans demek olduğu için ve yonca bu dünyada en çok merak ettiğim ülkelerden bir tanesi olan İrlanda’nın kültürünün de önemli bir parçası olduğu için de, sevimli bir tarafı var.
Başarı
hikayemin, insanlara yansıması olduğu için de Zulika Danışmanlığı kurdum.
Kendini
yalnız hisseden, başarısızlıklardan ders alamayan, eğitim hayatlarına nasıl
devam edecekleri konusunda kararsız ve hatta iletişimde zayıf olduğuna
inanmayan insanların “ayna”sı olsun diye yoncayı seçtim.
Hala o hikayeyi yaşıyorum da.
Ve bana
çok şey öğrettiğine inanıyorum.
Koçluk
eğitimiyle bana ışık olan ustama sonsuz saygılarımı sunuyor ve o çok sevdiğim
kitap adıyla bu hikayeyi sonlandırıyorum:
Masallarda
bir peri çıkar karşına, gerçek hayatta ise öğretmen.
Yonca
benim yolculuğumda kırılmalardan doğan enerjiyi işaret etmiş olsa da, en çok
“öğretmen” sihridir.
Size de
sihriyle dokunan öğretmenlerle karşılaşmanızı diliyorum.
Küçük bir not, Yonca'nın üzerinde yer alan uğur böceğinin hikayesini, daha sonra sizlerle paylaşıyor olacağım.
Züleyha Gülveren

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder