24 Ocak 2023 Salı

Kadınlar Alemi, Aminder Dhaliwal


Bir hatırlatma yazısı bu. Severek yaptığım bir okumanın yazısı.

Kitabı geçtiğimiz yıl okumuştum aslında.

Ama yazısını sizler için tekrar paylaşıyorum. Bakalım bu kitapla kimlere dokunacağız;

“Genetik bir aykırılık yüzünden erkeklerin nesli tükenmiş ve Doğa Ana modern dünyayı yerle bir etmişti. Bu kıyamet sonrası dünyada hayatta kalmayı başaran kadınlar önce kendilerini sonra da toplumu küllerinden doğuracaklardı. Çoktan tarihe gömülmüş güç sembolleri, hadsiz espriler ve yüzyıllardır süregelen beklentiler ortadan kalktığında birlik olmak o kadar da zor değildi.”

Merhaba sevgili dostlar.

Sizlere ilginç ve bir o kadar da düşündürücü bir kitapla geldim. Bir düşünün. Bir gün erkeklerin nesli genetik bir aykırılık yüzünden tükense, senaryo o ya, kıyamet kopsa ve yeryüzünde kadınlar kalsa ne olurdu?

Tartışılan ve tartışılacak bir senaryo. Eminim ciddiye alınacak kadar önemli araştırmalara da konu olmuştur. Toplumsal Cinsiyet tartışmaları çerçevesinde Sosyal Bilimlerin, Genetik Bilimlerin daha birçok bilim dalının da araştırmalarla bu soruya cevap aradığına eminim. Dini olarak su götürmez bir ret yiyecektir. Çünkü ikili olana alışmış bir sistem için tekil olanı kabul etmek, elbette ki kolay olmadı, olmayacaktır da. Benim bu yazıyı kaleme alırken ki amacım asla o tartışmaları körüklemek değil, bu fikri çizgi roman formatında ele almış olan bir kitaptan bahsetmek.

Aminder Dhaliwal’in kaleminden çıkmış bu kitapta, bir doktor, erkeklerin sayısının azaldığını ve sonra yok olduğunu araştırmalarında görüyor. Ama bu araştırmaları kimseye kabul ettiremediği için, kaçınılmaz olana engel olamıyor. Erkekler bir anda ortadan kaybolduğunda yeryüzünde kalan kadınlar, yeni baştan birlik olmayı öğrenerek bir dünya kuruyorlar. Hikâye o ya, erkek olmadığı için, her konuda tek bir ilişki içerisindeler. Kalanların ülke bayrakları bile çok komik bir temele dayanmış, Beyonce’un bir parçası. Hepsi birlik olunca Beyonce ortaya çıkıyor diyebilirim. Kendi yüzüğünü kendi takabilecek güçlü kadını temsil etmesi, yaptığı şarkı nedeniyle, kıyamet sonrasına kadar etki ediyor.

Kimseyi yargılamamak gerektiğine inandığım için, tek eşliliği tam olarak anlayamamış olsam da kitap boyunca, aralarındaki her şeyin günlük yaşantımızda olduğunu görmek ve ilişkilerin sağlıklı yollarla yürütülmesinin yolunun da “iletişim” den geçtiğini anlattığını hissetmek, istemsizce gülümsememe sebep oluyor.

Birbirini bütünlemesi gereken parçaların birisi yok olduğunda diğerinin yok olmayışı, bir ironi.

Yapılmak istenen şey çok ince ama.

Kadınların birlik olması ve sevgiyi çoğaltması insana etkilerinin ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyor.

Ama unuttuğumuz bir şey var.

Dünyada savaşları kadınlar çıkarmasa da, güç gösterisi peşinde olmadıkları için, kadınların kadınlara yaptıklarını gördükçe, öyle bir dünyada, o kadar iyimser olabileceklerine inanmıyorum. Zaten yazar da inanmamış olacak ki, kitabın sonunda, kadınları örümceklerle savaştırıyor.

İki kadın arasındaki ilişki bittiği zaman, yeniden bir araya gelme süreçleri bile insana ne farkı var sorusunu sordurmuyor değil.

Toplumsal Cinsiyet adına güzel bir çalışma olmuş ama.

En sevdiğim şey de espri yapmayı öğrenmeleri.

Mesela size bir soru:

“Nasıl hissediyorsun?” sorusuna verdiğimiz cevap genelde ne olur?

Kitapta hastasına soru yönelten doktorun aldığı cevap, erkek mizahını çok güzel gözler önüne koyuyor.

“Dokunarak” J

Özetle. Kendi dönemleri de dâhil olmak üzere, kıyaslayacakları erkekler olmadığı için, doğalarını anlamaya çalışmaları ve birlik olmayı öğrenmeleri için, kadınların yapabileceklerini düşünme fırsatı sunmuş.

Etrafınıza bir dönüp bakın. Her şey erkek diliyle oluşturulmuş aslında.

Para, savaş, güç, hastalık, aşk, ne isterseniz.

Bunlar sosyolojideki “kurumlar”. Kurumların değişim ve dönüşümü ne yaratabilir en fazla diyorsanız bu kitabı okuyun.

Ama böyle bir senaryo size ters geliyorsa, okumayın.

Bazı tartışmaların son bulması ve herkese soru sordurması adına bu kitabın okunmasını, ısrarla öneriyorum.

Yabancı yayınlarından çıkmış olan “Kadınlar Âlemi” okunmalı, üzerine tartışılmalı dediğim bir kitap.

Bu yıl yavaş okuyor olsam da okuduklarım bende hep bir pencere açıyor.

“Ne olursan ol yine gel!” diyen Mevlana Hz. anlamak için bir sebep daha buldum desem.

Onun her şeyi kucaklayan bakışına sahip olup anlama çabası gösterdiğimiz yarınlar dileğiyle.

Sevgiler.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Merhaba 2024

Herkese merhaba, Yıl 2024. 14 Ocak günü akşam saatlerinden selamlar. Herkesin artık kendi sayfalarını açıp oralardan paylaşım yaptığı zamanl...