Sevgili Dostlar selamlar,
Şubat kısalığı ile ünlü bir ay. Göz açıp kapayana kadar geçer. Tüketim çılgını sevgililer 14 Şubat'tan başka bir gün yokmuş gibi dahi davranırlar. Baharın habercisi Cemreler de bu ay içerisinde düşmeye başlar. Okulların 2.sezonu da bu dönemde açılır, aileler tatil planlarını bu ay çizmeye yola çıkar.
Bugüne kadar bildiğimiz Şubat böyleydi.
6 Şubat 2023 tarihinde 11 ilimizde yaşanan felaketin ardına, Şubat anlamını ve görevlerini de yitirdi.
O sabahı iyi hatırlıyorum. Beni derinden sarsan bir olayın etkilerini taşıyordum, olay sıcaktı hala, uyanmak gelmedi içimden. Sonra kendiliğimden gözümü açıp sosyal medyaya giriş yaptığımda, en beklemediğim insanın paylaşımı ile o kara haberi öğrendim. Sonrası kabus gibi. Aradan 23 gün geçti. Yeni yeni hayatı takip eder hale gelebiliyorum. Hal böyleyken, felaketin ilk duyurulduğu anlardan itibaren, hayatımızda yer kaplayan psikolojik tepkileri de araştırıyorum. Bir gün "yas" ve "travma" kavramları üzerine bu kadar konuşacağımız aklımıza gelmezdi.
Bir koç olarak, yeni olanı merak etmek ve öğrendiklerimi de paylaşmak farkındalık adına da, kendi gelişimim adına da, önem verdiğim ve hatta misyon edindiğim bir durum zaten.
Ben o haberin ardına sosyal medyada hızlı hızlı kaydırarak haberlerin peşinde koştuğumu ve her haberi okuduğumu, okuduğum çoğu haberi de paylaştığımı hatırlıyorum.
Felaketler olduktan sonra sosyal medya ile bu kadar haşır neşir olmanın "psikolojik bir rahatsızlık" olduğunu, uzmanların bu duruma "doomscroll dediğini yani felaket kaydırması ve bir bağımlılık türü olduğunu da, bu süreçte, öğrenmiş bulundum.
2018'de Twitter'da çıktığı düşünülen bu hastalığın geçmişte de yine Twitter'ın kaydırma eyleminden yola çıkılarak konuşulduğu düşünülmektedir.
Şimdi, son yaşadığımız felakette, dezenformasyon yaratan haberlerle bu duruma ne kadar sık düştüğümüzü, birlikte hatırlayalım. Yalan haberler ne kadar hızlı yayıldı bir düşünün.
İşlerine saygı duyduğum birçok tanıdığım olsa da, paylaştıkları ile artık, astrologların da bir doomscroll kaynağı oluşturduğunu gördüğümü söylemek istiyorum. Astroloji bir bilim. Normalde gelecekten haber vermesine inanmam. Bu son yaşadıklarımızda depremi bildiklerini iddia etmelerinden tutun, tarih vermelerini de hastalıklı buluyorum. Şu yönden. Halkı bilinçlendireceğiz derken, üst üste paylaşım yaparak ve doomscroll etkisi yaratarak, insanlarda bağımlılık oluşmasına sebep oluyorlar. Bilinçli olanlar uyardıklarını ve düşünce şeklini değiştirmenin fark yarattığını da söylüyorlar. Ama ruh sağlığında yarattıkları yıkımın ne kadar farkındalar bilmiyorum. Onlara güvenip felaket günü bekleyen insan çok fazla!
Bu yazı onları şikayet etmek üzere hazırlanmadı elbette.
Doomscroll konusuna geri dönelim. Felaket kaydırması dediğimiz eylem halindeyken, üst üste kötü habere bakmak, bir süre geçtikten sonra daha fazlasına ihtiyaç duyma hali yaratmakta. Biz bunu madde ve alkol bağımlılarına anlatıyoruz genelde. Ama habere erişimi sıklaşan ve o uyarana maruz kaldıkça, olumsuz olsa da daha fazlası peşine düşen insan o haberlerden başka bir habere bakmayacağı için olumsuzluğun yıkıcı etkilerine maruz kalıyor diyebiliriz.
Olumsuza düşen insanın ruh sağlığını korumakta ne kadar başarılı olabileceğini varın siz düşünün.
Oysa ki yas halindeyiz. Kaybettiğimiz on binlerce can için yas tutmaya ve zarar gören insanlarımız için ruhsal dayanıklılığımızı koruyup onlara destek olmaya mecburuz.
Peki doomscrolling yaşamamak ya da olumsuz etkilerle baş etmek için neler yapabiliriz?
1. Sosyal medya kullanımını sınırlandırıp, belli bir sürenin dışına çıkmamak için zaman tutabiliriz.
2. Sosyal medya kullanırken yine doomscroll yapmaya başlarsak, uyarıcılar kullanıp, kendimizi uzaklaştırabiliriz. Biz buna bağımlılıkta "aşerme" diyoruz. Aşerme hali deniz dalgası gibidir. Yükselir, kaybolur. Ortalama yarım saat sürer. Yarım saatlik süreçte, "yürüyüş yapmak, duş almak, yemek yemek, sevdikleriyle zaman geçirmesi, uyumak, hobi edinip onunla zaman geçirmek, yardımcı olabilir. Aynı şekilde uyarıcılarla doomscrolling yapmak fayda sağlayabilir.
3. Günlük tutmak da fayda sağlayabilir. Olumsuz düşüncelerinizi, özellikle bir kağıda aktarmak, zihninizdeki gürültüyü hafifletebilir.
4. Pozitif içeriklere odaklanmak da fayda sağlayacaktır. Sosyal medyaya yönelmek yerine size iyi gelecek şeyler uğraşmayı deneyebilirsiniz.
Tabii ki bu 4 öneriden fazlasını yapmak da mümkün. Sorunun farkında olmak, sorunu ortadan kaldırmak için riskleri bilmek ve onlardan korunmak da fayda sağlayacaktır.
Yaşadığımız şey bölge insanlarını ne kadar olumsuz etkilediyse, bizlerde de o kadar yıkıcı etkileri oldu. Tabii ki hepimiz için iyileşmek zor olacak. Ancak baş etmemiz gereken birçok şey var bu süreçte. Önce bilinçaltımızın farkında olabilir sonra dilimizi ve düşüncelerimizi yönetmeyi öğrenebilir, sonra doomscroll gibi alışkanlıkları değiştirmek için, gerekirse, destek de alabiliriz.
Unutmayın, iyileşmek de, hayata tutunmakta, kabul etmek de, bir şekilde mümkün.
Yas danışmanlığı alarak, psikolog ve psikiyatrlarla görüşerek de bu dönemi çözebiliriz. Alışkanlık Yönetimi gibi temel konularda destek almak istediğinizde de bir Koç ile de çalışabilirsiniz. Bunun için bana da ulaşabilirsiniz.
Bildiklerimi paylaşarak kalplere dokunmak istediğim bu yolculukta destek olduğunuz için teşekkür ederim.
Yorumlarınızı ve katkılarınızı bekliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder