Zaman zaman insan ilişkilerinde tıkandığım ve dünyaya küstüğüm olur.
Kendimi yetersiz hissettiğim dönemlerdir bunlar.
İnsan ilişkilerinde "denge"nin neden önemli olduğunu öğrenmem için, ders niteliğinde,
tecrübelerle hayatıma dokunan zamanlar olur daha çok onlar.
Bugün o anlardan birindeyim. Hatalı olduğumu bilerek ve devam etme gücümü de bulmak
adına yine bahsetmek istediğim bir metafor ile sizlerle birlikteyim.
Schopenhauer'in bir metaforu vardır. Sosyal medyada sıklıkla okuduğumuz için hepimiz
ezberledik. Ama doğrudur da. Freud dedemiz de kullanmış onu hatta. Ne olduğunu bilenler
anladı. Biraz hayatımı o moda sokma zamanım geldiğini anlamış olarak yazıyorum
ben de bu satırları:
Kirpiler kışın soğuktan korunmak için, birbirlerine sokulan canlılar.
Sokuldukları zaman ısınsalar da dikenleri yüzünden birbirilerinin canını yakıyorlar.
O batma sonrası, birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Tekrar üşümeye başlıyorlar.
Tekrar yaklaşıyorlar, tekrar uzaklaşıyorlar.
Taa ki ideal yakınlığı bulup, kendilerini korumaya alana kadar.
O dans ne kadar uzun sürerse sürsün, birbirleriyle aralarında olması
gereken mesafeyi tanımladığı için, çok kıymetli.
Schopenhauer o mesafenin ve o yakınlaşıp uzaklaşmanın insan ilişkilerinde de olduğunu
söylüyor. Yakınlık dengesini tutturamadığımız zaman, yaralanıyoruz, canımız acıyor, sonra
uzaklaşıyor, yalnız kalıyor, sonra yeniden yakınlaşma ihtiyacı duyuyoruz. O yara almayacak
mesafeyi öğrenmemiz için yıllar geçmesi gerekiyor. Genelde yıllarımızı veriyoruz diyelim
ya da. Ben de yine yara aldığım bir dönemden yazıyorum bu satırları aslında.
Bir değişim dönemindeyim. Bir tanımlayamadığım kadar değer verdiğim geçiş yaşıyorum,
bu geçişi yaşarken etrafımdaki insanlarla iletişimim, bir sınav misali beni zorluyor.
Biraz uzaklaşmak, biraz sessiz kalmak, biraz yalnızlaşmak gerekecek yine belki de.
İnsan herkesi kendi gibi zannedip de yanılıyor ama kendi gibi olmanın ne kadar kıymetli
olduğunu asla anlamıyor galiba.
Kültürümüzde yer edinmiş bir kalıp da bizi yıkıyor zannederim.
Çok muhabbet tez ayrılık getirir.
Ne çok öğrenilmişliğimiz var.
Bugün bu yazıyı kendim için kaleme alsam da, hepinize ders olsun niteliğinde bir uyarım
var.
Siz neyseniz, o'sunuz! Kimseye kendinizi kanıtlamak ya da beğendirmek
zorunda değilsiniz.
İnsanların düşünceleri, onların yetişme şekilleri, kültürel ortamları,
bakış açıları ile belirlenmiş.
Siz de olduğu gibi.
Bırakın her şey olduğu gibi kalsın.
Bugün böyle olsun. Kirpi üşüyene kadar geri çekilsin bakalım.
Sevgiler.
Züleyha Gülveren
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder