11 Ocak 2023 Çarşamba

Her Şeyi Düşünme, Anne Bogel


Merhaba dostlarım,

2023'ün ilk yazısı bir kitap tavsiyesi olsun. Neden okumalısınız sorusunun cevabını belki aşağıdaki alıntılarda bulacaksınız. Belki de fazla düşünmekten yorgun düştüğünüz için size bir nefes olacak kitap ararken karşınıza çıkacak ve merak duyacaksınız. Her koşulda size iyi gelmesini dilerim. Ben çok severek okudum. Özellikle yazının sonundaki dilekleri okumanızı çok isterim. Şifa olması için.

Yeni yıl hepimize iyilik getirsin:


Deneyiminiz, dünyanız ve hatta benliğiniz, fark ettiğinizden çok daha fazla şekilde odaklandığınız şeyin yaratımlarıdır.

Winifred Gallagher

“Sorunumunuz çözmeye yönelik küçük bir şey yapmak, genellikle bir ayağını kapıdan içeri atma tekniğidir. Bu küçük çaba, diğer yağı ve nihayetinde tüm vücudumuzu kapıdan sokmayı kolaylaştırır. Kısa bir süre sonra problemin sonunu ve oraya nasıl varacağımızı görmeye başlayana kadar küçük zaferler üst üste birikir.”

Fazla düşündüğümüzde, yapılacak en kolay şey fazla düşünmeye devam etmektir.  Döngüyü durdurmak için bu düşünce kalıplarını kesintiye uğratmamız gerekiyor ve bunu doğru yönde küçük bir adım atarak yapabiliriz.

Fazla düşünmeye kapılmak bir kısırdöngü olabilir, ancak kendinizi çıkarmak erdemli bir döngüdür.

Fazla düşünmekle geçecek bir hayata mahkum değilsiniz. Sürece güvenin ve bir sonraki adımınız için hazırlanın.

Kesinlik asıl noktayı tamamen kaçırmaktır. / Anne Lamott

Analiz felcinin yaygın belirtileri şunlardır:

1.       Kararları tekrar tekrar daha sonraya ertelemek.

2.       Daha iyi bir seçeneğin ortaya çıkacağı ümidiyle bir kararı ertelemek.

3.       Elimizde yeterince seçenek varken daha fazla seçenek aramak.

4.       Daha önceden topladığımız aynı bilgileri sürekli olarak gözden geçirmek.

5.       Yanlış karar vereceğimiz bilgisi.

6.       Karar verme fırsatını kaçıracak kadar uzun süre beklemek.

7.       Bir karar verdikten sonra o kararı sorgulamak.

Mükemmeliyetçilik kendini aşağıdakilerden herhangi biriyle gösterebilir:

a.       Düzenli erteleme.

b.       İlerlemeden önce “doğru” cevabı bulma ihtiyacı.

c.        Ya hep ya hiç düşüncesi.

d.       Her zaman yapabileceğimiz daha çok şey olduğu için bir projeyi tamamlamakta zorlanma.

e.       Kusurlara odaklanan eleştirel bir göz.

f.         Bir konuşmanın ardından söylemiş olmayı dilediğimiz şeyi zihnimizde tekrar tekrar canlandırmak.

g.       Sıklıkla geçmiş kararları sorgulama.

Kaçımız o anda ne söylemiş ya da yapmış olsaydık kuruntularıyla kendimize işkence ettik? Durumu iyi idare etmiş olsaydık bile farklı şekilde yapmayı dilediğimiz bir şeye odaklanabiliriz. Karar çoktan verilmiş olsa da, onu arkamızda bırakamayız. Seçeneklerimizi tartıp, bir karar vermek ve ilerlemek yerine, doğru seçimi yapıp yapmadığımızı ve farklı bir seçim yapmak için çok mu geç olduğunu merak ederek karar verme sürecinin başlangıcına geri döneriz.

“Lütfen söyler misiniz, buradan hangi yöne gitmem gerekiyor?

Bu nereye varmak istediğine bağlı, dedi Kedi.” /Lewis Carroll

Umursuyorsan orada olacaksın. Eğer umursamıyorsan, olmayacaksın. / Bu küçük kafiye, çiğnenmez bir kural değil, pratik bir kuraldır ve aradan geçen yıllarda zor seçimler yapmak zorunda olduğumuzda aklımıza gelir.

UYGULADIKÇA ALIŞKANLIK HALİNE GELECEKTİR.

Sorumlu bir yetişkin olmak, öz bakımın en hafife alınan şeklidir. Evet, demek istediğim: İmkanlarınız dahilinde yaşamak, dişçi randevuları ayarlamak, para biriktirmek, öğünleri planlamak, yatmadan önce yüzünü yıkamak, yürüyüşe çıkmak, insanlar için yemekler yapmak, evinizi temiz tutmak, uygun bir saatte yatmak, tüm bu sıkıcı şeylerin tamamı. Rutinler hayatınızdaki her şeyi daha iyi hale getirir ve bu kesinlikle en çok gözden kaçan ve en hafife alınan kişisel bakım şeklidir. /Sarah Bessey.

“Verimliliğe giden en doğru yol azaltmadır.”

“Düşünmek çoğu zaman beni üzdü, sevgilim; ama yapmak hayatım boyunca hiç üzmedi… İlkem: Bir şeyler yap kız kardeşim, yapabiliyorsan iyilik yap; ama ne olursa olsun bir şeyler yap. / Elizabeth Gaskell”

İlerlememiz gerektiğini bildiğimizde, bunu tüm benliğimizle, eylemlerimizle ve zihnimizle yapmalıyız. Konuya kafa yorduğumuz sürece, olumsuzu düşünüp dururuz. Kimsenin bunun için zamanı ya da beyninde boş yeri yok.

Debelenmeyin, sallanmayın, devam edin.

Hayatlarımız ısrarla düşündüklerimizi yansıtır.

Olumlu şeyleri düşünürsek, olumlu eylemlerde bulunma ihtimalimiz daha yüksektir. Bu, istenmeyen şeyler olduğunda sevinmemiz gerektiği anlamına gelmez, ancak bir durum hakkında düşünmenin yararlı ve yararsız yolları olduğu anlamına gelir. Olumsuz şeyler düşünürsek, tatmin edici eylemlerde bulunma olasılığımız azalır.

İlk kez Gallagher’ın Rapt kitabında karşılaştığım bir metaforu benimsedim. Zihninize özel bir bahçeymiş gibi davranmanızı ve oraya ne ektiğiniz ve orada neyin büyümesine izin verdiğiniz konusunda mümkün olduğunca dikkatli olmanızı, tavsiye ediyor. Kendi bahçelerimize bakmayı öğrenmeliyiz.

John Milton, Zihin kendi yeridir ve kendi içinde/Cehennemden bir cennet, bir cennetten bir cehennem yaratabilir, diye yazar. Düşüncelerimizi özenle seçerek gerçekten zaman geçirmek istediğimiz bir bahçe yapabiliriz.

Ruminasyon (derin derin düşünme), sadece sorunlarımızı çözmemizi engellemekle kalmaz, aynı zamanda kendi sorunlarımızı da yaratır. Derin düşüncelere daldığımızda, elimizdeki konuyla orantısız oranda endişe ve anksiyete yaratırız ve o zaman fazla düşünmemizi bile fazla düşünmeye başlayabiliriz. En kötü yanı, bu içsel ıstırabın çoğunun tamamen gereksiz olmasıdır.

Hayatta başınıza ne geldiğini kontrol edemezsiniz, ancak olayları nasıl yorumlamayı seçtiğinizi kontrol edebilirsiniz.

İki soru düşünceleri rayına oturtmaya yardım eder:

1.       En iyi arkadaşım bu durumda olsaydı ona ne söylerdim?

2.       Beğenseydim bununla ilgili ne beğenirdim?

Zamanın kişinin fiziksel görünümünü değiştirmesi gibi, alışkanlıklar da yavaş yavaş kişinin yaşamını değiştirir ve kimse bunu bilemez. / Virginia Woolf

Mason Currey, Daily Rituals adlı kitabında 243 ünlü sanatçının çalışma alışkanlıkları hakkında şunları yazıyor: “Sağlam bir rutin, kişinin zihinsel enerjileri için çok kullanılmış bir alışkanlığı besler ve ruh hallerinin zorbalığından kurtulmaya yardımcı olur.” Rutinler bize hizmet etmek içindir, bizi kelepçelemek için değil. Akıllıca uygulandığında, bu seçenekleri sınırlayan stratejiler, ister müzelik değerde sanat yapıyor olalım ister sıradan günlerimizi yönetmeye çalışalım, zihnimizde boşluk yaratarak özgürlük yaratır.

Yinelenen kararların kontrolünü ele aldığınızda, kafa boşluğunuzun kontrolünü de ele alırsınız. İyi seçimler yapın.

Vermeyi öğrenmemiz gerektiğini düşünüyoruz, ama vermekten çok daha zor olan, bize sunulanları kabul etmeyi unutuyoruz. / Alexander McCall Smith

Neyi kendiniz yapmak istiyorsunuz? Bu sorunun yanıtları değişken ve bireyseldir ve dış kaynak kullanıp kullanmamanızın nedenleri başkaları tarafından kolayca anlaşılmayabilir. Sorun değil.

Eğer, güvendiğimiz birinin bize dinlenmemizi söylemesini sağlayabilirsek, bu zararlı düşünce döngüsünden kurtulabiliriz.

Utanmayın. Yardım İsteyin!

Neden mutluluğu anın içinde bulmuyorsunuz?

Mutluluk için hazır olduğunuz kaç seferde kendi mutluluğunuzu yıkıntıya uğrattınız? Mutluluğa hazırlanmak aptallıktır. / Jane Austen

Bazılarımız spontane olmak ve senaryonun dışına çıkmak için fırsatlar arar, bazılarımız ise günün her dakikası için bir plan yapar. Ancak doğamız gereği “akışa göre hareket etsek” de özenle hazırlanmış bir rutini tercih etsek de, hayat bizi doğaçlama yapmaya zorlayabilir. Kontrolümüz dışında olan şeyler kaçınılmaz olarak gerçekleşir ve o anda çark etmemiz, durumu en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekir. Rotayı değiştirmeliyiz ve bunu hızlı şekilde değerlendirmemiz gerekir. Rotayı değiştirmeliyiz ve bunu hızlı bir şekilde yapmalıyız.

İlerlemek için bir karara ihtiyaç duyulduğu açık olduğunda, yapabileceğimiz en kötü şey harekete geçmemektir. Bir seçim yapmak-herhangi bir seçim-seçeneklerimizi değerlendirmeye takılıp kalmaktan, anın geçip gitmesine izin vermekten daha iyidir.

Güne bir fincan kahve ile başlayabilirsiniz. Ya da günlük rutininizi alıp, sizi kim olduğunuzu, neye değer verdiğinizi ve neyi başarmak istediğinizi hatırlamaya davet eden bir ritüele dönüştürebilirsiniz.

Iris Murdoch şöyle yazıyor: “Mutlu bir yaşamın sırlarından biri süregelen küçük zevklerdir ve bunlardan bazıları ucuz ve hızlı temin edilebilirse çok daha iyi olur.” Hayatımıza güzel şeyler getirmenin en etkili yollarından biri bunu alışkanlık haline getirmektir.

Düşünce hayatınızı değiştirerek, dünyayı deneyimleme şeklinizi kökten değiştirebilirsiniz. Dakikalarınız ve saatlerinizle yaptıklarınız bir hayatı meydana getirir.

Fazla düşünmek sadece sıkıntı veren bir şey değildir; fazla düşünerek geçirdiğimiz her dakika asıl önemli olan şeylere harcanmayan bir dakikadır.

Dünya büyük; biz küçüğüz. Bir fark yaratamayacağımız hissi felç edici olabilir. Yapılması gereken çok şey var. Ne yaptığınızın ne önemi olabilir ki? Yapılması gereken çok şey var. Ne yaptığımızın ne önemi olabilir ki? Umutsuz ve çaresiz hissetmek kolay, ancak karmaşık çözümlerden sorumlu olmak zorunda değiliz. Bulunduğumuz yerden başlayabiliriz. Bir fark yaratabiliriz. Kendi iyiliğimiz için ve dünyanınki için, iyilik için bir güç olabiliriz.

Bedenen ve ruhen huzurlu, mutlu, hafif olmanızı diliyorum. Güven içinde yaşayabilin. Endişe ve üzüntüden arınmış olun. Kendinize anlayış ve sevgi gözüyle bakmayı öğrenin. İçinizdeki neşe ve mutluluk tohumlarını tanıyıp onlara dokunabilesiniz. Her gün içinizdeki neşe tohumlarını nasıl besleyeceğinizi bilebilmenizi diliyorum. Dinç, sağlam ve özgür yaşayabilesiniz.

 

2 yorum:

  1. Zamanın kişinin fiziksel görünümünü değiştirmesi gibi, alışkanlıklar da yavaş yavaş kişinin yaşamını değiştirir ve kimse bunu bilemez. / Virginia Woolf

    Yazınızı çok beğendim. Kitap tam benlik. En kısa sürede okuyacağım. Yüreğinize sağlık, başarılar dilerim. 🙌

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim ben de. Şimdiden iyi okumalar dilerim.

    YanıtlaSil

Merhaba 2024

Herkese merhaba, Yıl 2024. 14 Ocak günü akşam saatlerinden selamlar. Herkesin artık kendi sayfalarını açıp oralardan paylaşım yaptığı zamanl...