Deneyiminiz, dünyanız ve hatta benliğiniz,
fark ettiğinizden çok daha fazla şekilde odaklandığınız şeyin yaratımlarıdır.
Winifred Gallagher
“Sorunumunuz çözmeye yönelik küçük bir şey
yapmak, genellikle bir ayağını kapıdan içeri atma tekniğidir. Bu küçük çaba,
diğer yağı ve nihayetinde tüm vücudumuzu kapıdan sokmayı kolaylaştırır. Kısa
bir süre sonra problemin sonunu ve oraya nasıl varacağımızı görmeye başlayana
kadar küçük zaferler üst üste birikir.”
Fazla düşündüğümüzde, yapılacak en kolay
şey fazla düşünmeye devam etmektir. Döngüyü durdurmak için bu düşünce kalıplarını
kesintiye uğratmamız gerekiyor ve bunu doğru yönde küçük bir adım atarak yapabiliriz.
Fazla düşünmeye kapılmak bir kısırdöngü
olabilir, ancak kendinizi çıkarmak erdemli bir döngüdür.
Fazla düşünmekle geçecek bir hayata mahkum
değilsiniz. Sürece güvenin ve bir sonraki adımınız için hazırlanın.
Kesinlik asıl noktayı tamamen kaçırmaktır. /
Anne Lamott
Analiz felcinin yaygın belirtileri şunlardır:
1.
Kararları
tekrar tekrar daha sonraya ertelemek.
2.
Daha
iyi bir seçeneğin ortaya çıkacağı ümidiyle bir kararı ertelemek.
3.
Elimizde
yeterince seçenek varken daha fazla seçenek aramak.
4.
Daha
önceden topladığımız aynı bilgileri sürekli olarak gözden geçirmek.
5.
Yanlış
karar vereceğimiz bilgisi.
6.
Karar
verme fırsatını kaçıracak kadar uzun süre beklemek.
7.
Bir
karar verdikten sonra o kararı sorgulamak.
Mükemmeliyetçilik kendini aşağıdakilerden
herhangi biriyle gösterebilir:
a.
Düzenli
erteleme.
b.
İlerlemeden
önce “doğru” cevabı bulma ihtiyacı.
c.
Ya hep
ya hiç düşüncesi.
d.
Her zaman
yapabileceğimiz daha çok şey olduğu için bir projeyi tamamlamakta zorlanma.
e.
Kusurlara
odaklanan eleştirel bir göz.
f.
Bir
konuşmanın ardından söylemiş olmayı dilediğimiz şeyi zihnimizde tekrar tekrar
canlandırmak.
g.
Sıklıkla
geçmiş kararları sorgulama.
Kaçımız o anda ne söylemiş ya
da yapmış olsaydık kuruntularıyla kendimize işkence ettik? Durumu iyi idare
etmiş olsaydık bile farklı şekilde yapmayı dilediğimiz bir şeye
odaklanabiliriz. Karar çoktan verilmiş olsa da, onu arkamızda bırakamayız.
Seçeneklerimizi tartıp, bir karar vermek ve ilerlemek yerine, doğru seçimi
yapıp yapmadığımızı ve farklı bir seçim yapmak için çok mu geç olduğunu merak
ederek karar verme sürecinin başlangıcına geri döneriz.
“Lütfen söyler misiniz, buradan
hangi yöne gitmem gerekiyor?
Bu nereye varmak istediğine
bağlı, dedi Kedi.” /Lewis Carroll
Umursuyorsan orada olacaksın.
Eğer umursamıyorsan, olmayacaksın. / Bu küçük kafiye, çiğnenmez bir kural
değil, pratik bir kuraldır ve aradan geçen yıllarda zor seçimler yapmak zorunda
olduğumuzda aklımıza gelir.
UYGULADIKÇA ALIŞKANLIK HALİNE
GELECEKTİR.
Sorumlu bir yetişkin olmak, öz
bakımın en hafife alınan şeklidir. Evet, demek istediğim: İmkanlarınız
dahilinde yaşamak, dişçi randevuları ayarlamak, para biriktirmek, öğünleri
planlamak, yatmadan önce yüzünü yıkamak, yürüyüşe çıkmak, insanlar için
yemekler yapmak, evinizi temiz tutmak, uygun bir saatte yatmak, tüm bu sıkıcı
şeylerin tamamı. Rutinler hayatınızdaki her şeyi daha iyi hale getirir ve bu
kesinlikle en çok gözden kaçan ve en hafife alınan kişisel bakım şeklidir. /Sarah
Bessey.
“Verimliliğe giden en doğru yol
azaltmadır.”
“Düşünmek çoğu zaman beni üzdü,
sevgilim; ama yapmak hayatım boyunca hiç üzmedi… İlkem: Bir şeyler yap kız
kardeşim, yapabiliyorsan iyilik yap; ama ne olursa olsun bir şeyler yap. /
Elizabeth Gaskell”
İlerlememiz gerektiğini
bildiğimizde, bunu tüm benliğimizle, eylemlerimizle ve zihnimizle yapmalıyız.
Konuya kafa yorduğumuz sürece, olumsuzu düşünüp dururuz. Kimsenin bunun için
zamanı ya da beyninde boş yeri yok.
Debelenmeyin, sallanmayın,
devam edin.
Hayatlarımız ısrarla
düşündüklerimizi yansıtır.
Olumlu şeyleri düşünürsek,
olumlu eylemlerde bulunma ihtimalimiz daha yüksektir. Bu, istenmeyen şeyler
olduğunda sevinmemiz gerektiği anlamına gelmez, ancak bir durum hakkında
düşünmenin yararlı ve yararsız yolları olduğu anlamına gelir. Olumsuz şeyler
düşünürsek, tatmin edici eylemlerde bulunma olasılığımız azalır.
İlk kez Gallagher’ın Rapt kitabında
karşılaştığım bir metaforu benimsedim. Zihninize özel bir bahçeymiş gibi
davranmanızı ve oraya ne ektiğiniz ve orada neyin büyümesine izin verdiğiniz
konusunda mümkün olduğunca dikkatli olmanızı, tavsiye ediyor. Kendi
bahçelerimize bakmayı öğrenmeliyiz.
John Milton, Zihin kendi yeridir ve kendi
içinde/Cehennemden bir cennet, bir cennetten bir cehennem yaratabilir, diye
yazar. Düşüncelerimizi özenle seçerek gerçekten zaman geçirmek istediğimiz bir
bahçe yapabiliriz.
Ruminasyon (derin derin düşünme), sadece
sorunlarımızı çözmemizi engellemekle kalmaz, aynı zamanda kendi sorunlarımızı
da yaratır. Derin düşüncelere daldığımızda, elimizdeki konuyla orantısız oranda
endişe ve anksiyete yaratırız ve o zaman fazla düşünmemizi bile fazla düşünmeye
başlayabiliriz. En kötü yanı, bu içsel ıstırabın çoğunun tamamen gereksiz olmasıdır.
Hayatta başınıza ne geldiğini kontrol
edemezsiniz, ancak olayları nasıl yorumlamayı seçtiğinizi kontrol edebilirsiniz.
İki soru düşünceleri rayına
oturtmaya yardım eder:
1.
En iyi
arkadaşım bu durumda olsaydı ona ne söylerdim?
2.
Beğenseydim
bununla ilgili ne beğenirdim?
Zamanın kişinin fiziksel görünümünü
değiştirmesi gibi, alışkanlıklar da yavaş yavaş kişinin yaşamını değiştirir ve
kimse bunu bilemez. / Virginia Woolf
Mason Currey, Daily Rituals adlı kitabında
243 ünlü sanatçının çalışma alışkanlıkları hakkında şunları yazıyor: “Sağlam
bir rutin, kişinin zihinsel enerjileri için çok kullanılmış bir alışkanlığı
besler ve ruh hallerinin zorbalığından kurtulmaya yardımcı olur.” Rutinler bize
hizmet etmek içindir, bizi kelepçelemek için değil. Akıllıca uygulandığında, bu
seçenekleri sınırlayan stratejiler, ister müzelik değerde sanat yapıyor olalım
ister sıradan günlerimizi yönetmeye çalışalım, zihnimizde boşluk yaratarak
özgürlük yaratır.
Yinelenen kararların kontrolünü ele
aldığınızda, kafa boşluğunuzun kontrolünü de ele alırsınız. İyi seçimler yapın.
Vermeyi öğrenmemiz gerektiğini düşünüyoruz,
ama vermekten çok daha zor olan, bize sunulanları kabul etmeyi unutuyoruz. /
Alexander McCall Smith
Neyi kendiniz yapmak istiyorsunuz? Bu
sorunun yanıtları değişken ve bireyseldir ve dış kaynak kullanıp
kullanmamanızın nedenleri başkaları tarafından kolayca anlaşılmayabilir. Sorun
değil.
Eğer, güvendiğimiz birinin bize
dinlenmemizi söylemesini sağlayabilirsek, bu zararlı düşünce döngüsünden
kurtulabiliriz.
Utanmayın. Yardım İsteyin!
Neden mutluluğu anın içinde bulmuyorsunuz?
Mutluluk için hazır olduğunuz kaç seferde
kendi mutluluğunuzu yıkıntıya uğrattınız? Mutluluğa hazırlanmak aptallıktır. /
Jane Austen
Bazılarımız spontane olmak ve senaryonun
dışına çıkmak için fırsatlar arar, bazılarımız ise günün her dakikası için bir
plan yapar. Ancak doğamız gereği “akışa göre hareket etsek” de özenle hazırlanmış
bir rutini tercih etsek de, hayat bizi doğaçlama yapmaya zorlayabilir. Kontrolümüz
dışında olan şeyler kaçınılmaz olarak gerçekleşir ve o anda çark etmemiz,
durumu en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekir. Rotayı değiştirmeliyiz ve bunu
hızlı şekilde değerlendirmemiz gerekir. Rotayı değiştirmeliyiz ve bunu hızlı
bir şekilde yapmalıyız.
İlerlemek için bir karara ihtiyaç duyulduğu
açık olduğunda, yapabileceğimiz en kötü şey harekete geçmemektir. Bir seçim
yapmak-herhangi bir seçim-seçeneklerimizi değerlendirmeye takılıp kalmaktan,
anın geçip gitmesine izin vermekten daha iyidir.
Güne bir fincan kahve ile başlayabilirsiniz.
Ya da günlük rutininizi alıp, sizi kim olduğunuzu, neye değer verdiğinizi ve
neyi başarmak istediğinizi hatırlamaya davet eden bir ritüele dönüştürebilirsiniz.
Iris Murdoch şöyle yazıyor: “Mutlu bir
yaşamın sırlarından biri süregelen küçük zevklerdir ve bunlardan bazıları ucuz
ve hızlı temin edilebilirse çok daha iyi olur.” Hayatımıza güzel şeyler
getirmenin en etkili yollarından biri bunu alışkanlık haline getirmektir.
Düşünce hayatınızı değiştirerek, dünyayı deneyimleme
şeklinizi kökten değiştirebilirsiniz. Dakikalarınız ve saatlerinizle
yaptıklarınız bir hayatı meydana getirir.
Fazla düşünmek sadece sıkıntı veren bir şey
değildir; fazla düşünerek geçirdiğimiz her dakika asıl önemli olan şeylere
harcanmayan bir dakikadır.
Dünya büyük; biz küçüğüz. Bir fark
yaratamayacağımız hissi felç edici olabilir. Yapılması gereken çok şey var. Ne
yaptığınızın ne önemi olabilir ki? Yapılması gereken çok şey var. Ne
yaptığımızın ne önemi olabilir ki? Umutsuz ve çaresiz hissetmek kolay, ancak
karmaşık çözümlerden sorumlu olmak zorunda değiliz. Bulunduğumuz yerden
başlayabiliriz. Bir fark yaratabiliriz. Kendi iyiliğimiz için ve dünyanınki için,
iyilik için bir güç olabiliriz.
Bedenen ve ruhen huzurlu, mutlu, hafif
olmanızı diliyorum. Güven içinde yaşayabilin. Endişe ve üzüntüden arınmış olun.
Kendinize anlayış ve sevgi gözüyle bakmayı öğrenin. İçinizdeki neşe ve mutluluk
tohumlarını tanıyıp onlara dokunabilesiniz. Her gün içinizdeki neşe tohumlarını
nasıl besleyeceğinizi bilebilmenizi diliyorum. Dinç, sağlam ve özgür
yaşayabilesiniz.