30 Kasım 2023 Perşembe

30 Kasım 2023

Kasım'ın son gününden merhaba,

Şu saatlerde dilek kapıları açık diyen birisi vardı, ben de dönüp bir yıla bakarken, 

hem dilemeyi hatırlatmak, hem de gülen yüzleri çoğaltmak çabasıyla karşınıza 

geldim.

Nasıl geçti bu yıl? Toplumsal travmalardan yoğun şekilde etkilenmeye devam 

ettik doğru. Kişisel hikayelerimiz nasıldı? Güldük mü, ağladık mı, bittik mi, başladık

mı? Neler yaptık? İyisi ve kötüsüyle kimlerle tanıştık? Nelerden ders aldık?

Önce bana sıklıkla söylenen bir şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum: yaşadığınız şeyleri

kılıfları farklı olsa da herkes yaşıyor. Yalnız değilsiniz. Biliyorum size özgü olsunlar, 

özel hissettirsin hepsi istiyorsunuz.

Bugün özel hissetmek istediğinizde neye ihtiyaç duyduğunuzu bir düşünün desem?

2023 olacağını bildiğim ayrılıklarla geçti benim için. Şu duygu çok kötü aslında. 

Karşınızdaki insanla hikayenizin biteceğini biliyorsunuz. Bitsin teklifi bile sunuyor,

red alıyorsunuz ama sonra karşı taraf sizi inciterek bitirip gidiyor. Asıl travma bu 

duyguyla baş etmeyi öğrenmek bence.

2024 de daha kötüsünü yaşayıp yaşamayacağımı da elbette kimse

garantileyemez.

Bana bir şans verilse, o hikayelerin bitiminde hissettiğim yarım kalmışlık

duygusunu tamamlamak için, bir kapanış konuşması hakkı isterdim. 

Kader. İletişim herkeste öğrendiğiniz şekilde işlemiyor işte.

Kimse kötü değil. Kimseye kin duyuyor değilim. Derinden kırılan kalbin hasarını 

onarmayı, bir şeyleri zamanında söylemeyi, öğrenmeyi ve devam etmeyi seçtim. 

O insanlar bu yazıyı olur da okurlarsa, teşekkür ederim. Her öğrettikleri için.

2023 bana seçici olmayı öğrettiği kadar kendimi de kabul etmeyi öğretti ve ne 

isteyip, istemediğimi daha iyi anlamamı sağladı da diyebilirim.

Okumalarım mesela, daha çok seçici olmakla beraber hala ruh durumuma 

uygunluk aradığım da doğru. Mesela siz bu satırları okurken, Az Seçilen Yol 

önümde, okurlarına da selam ederim!

Yeni insanlar tanırken ya da eskileri ile bağları yahut esprili bir söylem olsun

haydi, safları sıklaştırırken, daha güçlü "hayır" lara hazır olmak gerektiğini 

öğrendiğim bu yılı, hiç unutmayacağım sanırım.

Artık başka sayfalar açmak istiyorum bu hayatta. Buralara bunları yazabiliyor 

olmama da şaşırıyor beni tanıyanlar. Farkındalıklar arttıkça kırılganlığınız ve 

gücünüz de artıyor ya, kendinizi ifade yeteneğinizde değişimler oluyor.

Şu ironiye bakın. Okuduğum kitapta açık olan sayfada şöyle bir cümle çıktı

karşıma: Demek ki insan ilişkilerinde, sözü edilen durumlarda ve başka birçok 

halde, fikirleri, duyguları, kanıları, hatta bilgileri ifade etmekten zaman zaman 

kaçınılmalıdır.

Doğru; aşırıya giden her şey sakıncalı. Ancak sorarım size, söylemediği şeyler

yüzünden kaybettiğini hisseden birisi söyleme dozunu nasıl ayarlamalı?

2023 de bırakmam gereken şeyler ve insanlarla 2024 de karşılaştığım zaman,

o karşılaşmalar olursa tabi, nasıl davranmalı?

2024'e bir ay kala, Kasım ayının son gününde, sorular ve sorunlar yerine, gülen 

sesler ve sözler arıyorsanız siz de, kendinize bir iyilik yapın, kendinizden başlayıp

gülen ve güldüren olmaya odaklanın.

Okuduklarınızı artırın, yeni şeyler öğrenmeye çalışın, hayallerinize odaklanın.

Konuşmaya ihtiyaç duydukça da yazın.

Kırılgan olmanızın, sevgi dolu hissetmenizin, duyduğunuz özlemin, hayallerinizin 

varlığınızın normal olduğunu asla unutmayın!

Bütün daralmış kalplere çağrımdır, hepinizin derin derin nefesler alacağı ve 

aydınlık hissedeceği günler yakın.

İyi ki varsınız.

2024 için geri sayım başlasın!

Sevgiler :)

13 Kasım 2023 Pazartesi

Psikolojik Manipülasyon Nam-ı Diğer Gaslighting.


2023 hepimiz için zor bir yıl oldu. İnişi, çıkışı, kaybettiklerimiz ve kazandıklarımızla. Kişisel menkıbeme dönüp baktığımda, benim için vedalar yılı oldu ve olmakta, bu da zorlandığımı itiraf edip üstüne çalışmaya karar vermeme vesile oldu.

    En çok da arkadaşlık ilişkileri ile sınanıyorum. O ilişkilerde bilerek ya da bilmeyerek yapılan bir şeyi psikolojideki içeriği ile paylaşmak istedim o nedenle. Hazırsanız bugün ki yazının temelini oluşturan konumuzu açıklıyorum: Gashlighting. Namı diğer Psikolojik Manipülasyon. Teknik tanımları her yerde görürsünüz elbette, ben şöyle tarif edeceğim: biri size çıkarı için algınızı yıkacak ya da davranış değişikliği yaratacak şekilde yaklaşıyorsa, bilin ki bu duruma maruz kalıyorsunuz.

Yalnız tekniğin ortaya çıkış şekli ilginç. O da şöyle:    

Gaslighting kavramı İngiliz yazar Patrick Hamilton’un 1938 yılında yazdığı ‘Gas Light’ oyunu ile ilk kez ortaya çıkmıştır. Sonrasında 1940 yılında İngiltere’de ve 1944 yılında ise  Amerika’da çekilen film versiyonları ile toplumda büyük etki yaratmıştır. Oyun özetle, gaz lambasını eşinden habersiz bir şekilde her gün yavaş yavaş azaltan manipülatörün, bunu saklaması ve eşini delirdiğine ikna etmek için yaptığı psikolojik manipülasyonların zamanla eşinin gerçeklik algısının bozulmasına ve kendinden şüphe etmeye kadar gitmesini anlatan bir hikaye..

    Kendinizden şüphe etmenize ve akıl sağlığınızı yitirip yitirmediğinize neden olan o davranış için kullanılan taktiklerin altında bile iletişim olmasında ayrı bir ironi var. 

Tehlikeli..

    Peki insanlar neden bu tehlikeyi göze alıyorlar, sorusu uyanıyorsa aklınızda, en net ve en kesin açıklaması, çıkar.. Karşınızdaki kişiyi kontrol altında tutmak havalı bir avantaj değil mi? Bu tekniği başarılı olarak kullanan kimselerin, karşılarında yarattığı yıkımdan haberleri var mı bilmiyorum ama hediye ettikleri suçluluk duygusu, yetersizlik hissi ya da kusurluluğu iyi biliyorum.

    Sorumluluk almak istemeyen kişilerin dikkati kendinden başka tarafa çekmek ve güvenliklerini sağlamak adına bu yöntemi kullandıklarını söylüyor uzmanlar. Yani bir tür kabuk yaratıyorlar ruh sağlıkları etrafında. Karşılarında hassas biri de varsa, iyi değerlendirdiklerini söyleyebilirim. Tabii ki yapılan araştırmalar Narsisizm yahut Anti Sosyal Kişilik Bozukluğu olanların daha çok bu yola başvurduğunu söylüyor ve tehlikeli örneklerden bahsediyor olsalar da, kullananların artık sıradan ilişkilerde bile karşımıza çıktığı görülüyor. Yani mantığı günlük hayatımıza sirayet etmiş durumda.

Şu yolları görmeye başladığınız ilişkileri sorgulamanızı öneririm:

1. Yalan söyleyerek manipüle etmek,

2. Söylediklerini inkar etmek,

3. Konuşulan konuyu çarpıtmak ve kendi istediği yöne çekmek,

4. Yanlış olana yönlendirmek,

5. Duyguları ve düşünceleri küçümsemek, önemsizleştirmek,

6. Akıl sağlığının yerinde olmadığını kişi ya da çevresine söylemek,

7. Kafa karıştırmak,

8. Aşağılamak,

9. Karşındakini suçlamak.

 Aşağıdaki örnekleri görüyorsanız, maruz kaldığınızı düşünmeye başlamalısınız.

İlk örnek benden olsun: 1. Biz bir şey yaşamadık ki?

2. Çok abartıyorsun, sadece şaka yapıyordum.

3. Ben öyle bir şey demedim, uyduruyorsun resmen.

4. İyi misin, delirmiş gibi davranıyorsun?

5. Neden bu kadar abarttın anlamıyorum.

6. Her şeyi benden istemesen mi?

7. Bu kadar hassas olma.

8. Seni asla incitmem, nasıl böyle düşünebilirsin?

9. Uyduruyorsun.

Yine benden 10. Bu çok fazla, ben bunun sorumluluğunu almam. 

    Örnekler değişir, geliştirilebilir. Bu bilerek ya da bilmeyerek uygulanır. Yeri gelir yapmayacağınız şeyleri, takdir kazanmak adına "yaparım" derken kendinizi bulmanıza sebep olabilir. Bir maske ile karşılaşırsınız, o maske düşene kadar yaşatılan değersizliği üstünüzden atmak zor hale gelebilir.

Peki, ne yaşadığımızı nereden anlayacağız, diyorsanız. Önce gashlighting ne biliyor olmalısınız elbette. Bilmeden bu farkındalığa ulaşmanız zordur. Kendinizi kurban gibi hissetmeye başladığınız anda, şanslı değilseniz, travma da yaşatabilir, şanslıysanız, karşınızdaki insan, sizi uyandıran bir kavga ile bırakıp gittiğinde de anlayabilirsiniz.

    Bu yazı alma verme dengesini çözememiş bir kalbin, karşı tarafın uyandırması sonucu yarattığı etkiyle uyanmasından sonra ortaya çıktı diyebiliriz. Artık ne hak ettiğini ve neye nasıl bakması gerektiğini, bileceğini düşünen bir insan gözüyle size yazabiliyor. Kaygı, suçluluk, utanç ve gururla karışık hatıraların etkisini de taşıyarak. Bir de belki bunu yaşama sebebi olan insanlara bir teşekkür olması amacını taşıyor.

Denge ne kadar da önemli..

    Hayat bir yolculuk. Bu yolculukta eksikte var fazla da. Fazla olduğunda size kalanlarla baş ederken, bilgiye sığınmak, farkındalık kazanmamız adına bir aracıya dönüşebiliyor. Kazandıklarımız sonraki adımlarımıza güç katıyor. Gün gün büyüyor ve öğreniyoruz.

Hayatımıza dokunan herkesin bir görevi var değil mi?

Hepsinin varlığına ve öğrettiklerine şükürler olsun.

Daha sık ve daha güncel yazılarla karşınızdayım artık dostlar, selam ve sevgiler.

Üzerine konuşmak isterseniz bana @zulunungunlugu İnstagram hesabımdan da ulaşabilirsiniz.

Züleyha Gülveren


Merhaba 2024

Herkese merhaba, Yıl 2024. 14 Ocak günü akşam saatlerinden selamlar. Herkesin artık kendi sayfalarını açıp oralardan paylaşım yaptığı zamanl...