30 Nisan 2023 Pazar

5 Saniye Kuralı ve Olumsuz Düşünce!


Merhaba sevgili okur.

Bugün günlerden Pazar. Muhtemelen evdesin. Belki dışarı çıktın ailenle hayata karışıyorsun. Haftanın başladığını haber veren Pazartesi kapına uğramadan, anın tadını çıkarmayı istemektesin. Diliyorum haberler ya da sosyal medya çılgınlığına kapılmadan gününü geçirebilirsin ki, olumsuza çok fazla maruz kalmamış olursun.

Olumsuz düşünce den bahsetmek için karşındayım bugün. Hepimizin derdi bu konu değil mi? Hala çıkamıyorsun işin içinden.

Sabahları yataktan çıkmak için anlamlı bir sebebi olmanın “ikigai” felsefesinde temel olduğunu hatırladın mı?

Peki sana bir de bir şey söylesem. O mevzudan çıkamıyor gibi hissediyor olsan da bilim adamlarının yaptığı o açıklamayı duydun mu? Olumsuz düşüncenin beyindeki ömrü 20 dk. 20 dk dan uzun sürmesinin sebebi biziz.

Peki dünden kalan o düşüncenin sonlanması da senin elinde desem?

Yataktan çıkmak gelmiyorsa içinden ilk yapacağın şeyin, düşüncene bakmadan o yataktan çıkmak olduğunu söylesem?

Ruminasyon ne demek biliyor musun?

Düşüncenin geviş getiren hali. Bana göre. Tabii ki olumsuz düşünce için.

Olumsuz düşünce konusunda senden tecrübeli olduğumu, hala küçücük bir yanılgıdan bütün bir günümü yiyebilecek kadar deli olduğumu itiraf edeyim.

Ama benim senden bir farkım var.

Ben bu kalıbı yıkmak için çalışıyorum.

Mesleki bir teknik anlatayım sana burada.

Olumsuz düşünmeye başladığını fark ettiğin an, 15-30 dk arası, sevdiğin bir işe odaklan.

Bağımlı danışmanlığı yaparken, söylediğim “aşerme” dönemine yönelik bir teknik bu.

Aşerme halindesin diyelim, o düşünceyi daha da fazlası için beslemenin yerine, 15-30 dk arasında sana iyi gelen bir şeye odaklanabilirsin.

Yürüyüş yapabilir, yemek yapabilir ve yiyebilir, rutinine odaklanabilir, bir hobi ile ilgilenebilirsin. Amacın olumsuz düşünceyi beslemek yerine, olumluya odaklanmak için, beynin ilgisini ya da dikkatini yönlendirmek olsun.

Her şey mümkün.

Düşündüğün şeyi bastır demiyorum. Onu dinle. Akıp giderken düşüncelerin, izleyerek dinle. Ondan korkma. Ne istediğini anla, sonra normal hayatına devam et. Bunu yapabilenler olduğu için öneriler paylaşıyorum.

Meditasyon, nefes egzersizi, fiziksel hareketlilik, yeniye açlık, öğrenme hevesi, hep hayatında olsun ki, meditasyona karşılık zikir ve namazdan bahsedecekler olacaktır, tabii ki onlara da yönelebilirsin.

Zikir meditasyondan çoğu noktada daha etkiliymiş, bununla ilgili araştırmalar okumuştum, ilgini çekerse sen de bakabilirsin.

Geştalt Terapi üzerine düştüğüm, farkındalığı hayat felsefem kılmaya çalıştığım ve olumsuz düşüncelerin artık bende kalmasını istemediğim bu son günlerde, kısa da olsa seninle paylaşmak istediklerim böyle.

Gitmeden kendim için de edinmeye karar verdiğim bir kitabı da yazayım buraya. Belki alışkanlık yönetimi ve farkındalık üzerine bir kapı aralar o da:

Mel Robbins okuyan var mı aranızda? 5 Saniye Kuralı isimli Epsilon kitabevinden çıkma kitabını merak ettim.

Okuyan varsa yorumunu beklerim.

Sevgilerimle

Züleyha GÜLVEREN


8 Nisan 2023 Cumartesi

Çalınan Dikkat

Johann Hari'nin son kitabı Çalınan Dikkat'i okumayan kaldı mı?

Türk okuru için ilk tanışıklığımız Kaybolan Bağlar kitabı ileydi, hatırlarsınız.

Metis Yayınları yeni kitabını dilimize kazandırarak hepimize dönük bir hazineyi hayatımıza katmış oldu. Çalınan Dikkat ne anlatıyor peki derseniz, tanıtım yazısı ile kitabı anlatmaya, başlıyorum;

"Gazeteci- yazar Johann Hari, son yıllarda bir şeylere odaklanmakta ne kadar zorlandığını fark ettiğinde suçu önce kendisinde aramış. Ama sonra aslında çoğu insanın aynı sorundan muzdarip olduğunu görmüş. Böylece meseleyi araştırmaya, uzmanlarla görüşmeye başladığında çok daha derin ve kapsamlı nedenlerin söz konusu olduğunu keşfetmiş. 

Çalınan Dikkat'te Hari bu nedenleri detaylarıyla ele almanın yanı sıra, dikkatimizi geri kazanmanın yollarına kafa yoruyor. Bireysel çabaların, yani sırf kendi hayatımızda birtakım değişiklikler yaparak sorunu çözmeye çalışmanın ancak bir yere kadar etkili olabileceğini vurgulayan Hari "dikkatimizi bizden çalan kuvvetlerle kolektif olarak yüzleşip onları değişime zorlamamız gerektiğini" belirtiyor. 

Bunun ise acil bir mesele olduğunu, çünkü dikkati dağılmış bir toplumun, önündeki en önemli sorunlara bile odaklanamayacağını ve çözüm üretemeyeceğini söylüyor.

Böyle az uyuyup çok çalışan, üç dakikada bir faaliyet değiştiren, zaaflarımızı öğrenip manipüle etmek için tasarlanmış sosyal medya siteleri tarafından takip edilip gözlemlenen, stres fazlalığından aşırı tetikte yaşayan, enerjinin sıçrayıp çakılmasına yol açan bir şekilde beslenen, her gün beyne zarar veren toksinlerle dolu bir kimyasal çorbası soluyan bir toplum olmaya devam ettiğimiz takdirde-ciddi dikkat sorunları yaşayan bir toplum olmaya da devam edeceğiz, evet. Ama bunun bir alternatifi var. Örgütlenip karşı koymak-dikkatimizi ateşe veren kuvvetlerle mücadele edip yerlerine iyileşmemize yardımcı olacak kuvvetler geçirmek.

Kitabı yakın zamanda okudum ve bitirmiştim. Hari'nin Vaftiz oğlu ile tatile çıktığında yaşadıklarını anlatarak başlıyor. Vaftiz oğlu birlikte geçirdikleri zamanı telefonu ile uğraşarak harcıyordu. Daha havaalanında bu durumdan rahatsız olduğu için Hari bir anlaşma yapmıştı, telefonu kullanması konusunda. O anlaşma sonucu aldığı geri bildirim tabii ki meraklısı için kitapta :).

Bu durumdan etkilenen Hari yaz boyunca "dopamin detoksu" olması için internete erişiminin olmayacağı, içine kapanıp yazarak üretimine ve teknoloji bağımlılığından uzaklaştığı bir döneme doğru yola çıkıyor. Telefonu ve bilgisayarını yanında götürmüyor. Çokça kitapla ıssız bir kasabaya yerleşiyor.

Şu dönemde telefonunuz, TV, bilgisayarınız dahil dünya ile bağınızın olmadığı 3 ayınız olduğunu düşünün. İmkansız bir tablo çoğunuz için değil mi?

Hari'de bu dönemden önemli bildirimlerle çıkıyor. Baktı ki tekrar döndüğünde hayatına hiçbir şeyden vazgeçemiyor, o zaman "dikkati dağıtan" etkenlerin neler olduğunu ve onlardan korunmanın yollarını arıyor.

Tabi ki "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu" dediğimiz DEHB tedavisi için çare aramıyor, ama günümüz koşullarında kontrol etmenin yolunu, çarpıcı verilerle ortaya koyuyor.

Bu kitabı okumaya başladığım gün ilk 100 sayfası bitmişti sanırım, o an telefonumda sosyal medya bildirimlerini kısıtlamış ve telefonun tasarruf modunu açmıştım. Zaten bir süredir sosyal medya ile bağım kötü. Bu yazıyı bir sosyal medya platformunda yayınlamam ayrı bir ironi biliyorum. Ama "post truth" çağının gerçeği bu değil mi?

Phubbing kavramı geldi bu noktada aklıma. İletişimin bu kadar ön planda tutulduğu, teknolojik imkanların cep telefonu dediğimiz aletlerle kolaylıkla bilgiye erişimimizin sağladığı zamanlarda, büyük bir sorun bu kavramda. Çalınan Dikkat'imize bir ek olarak bu hastalığı hatırladığımı söyleyebilirim. Ne anlamda derseniz, sevgilinizle romantik bir yemek yerken telefonun masada olduğunu ve gelen bildirime gözünüz kaydıktan sonra telefonla iletişime geçtiğinizi düşünün. Masada olması gereken dikkatinizin telefonunuza kayması üzücü değil mi?

Peki, dijital ayak izimizden tutun da, hayat kolaylaştıran teknolojik aletlere kadar, içimize işlemiş bu bildirim bombardımanından kurtulmanın yolları ne dersiniz?

İşte burada Hari bir psikolog ya da psikiyatr edasıyla öneriler sunmasa da, teknolojinin tepesindeki insanlarla yaptığı görüşmelerle, ortak hareketlerin olduğunu, insanların teknolojiye hizmet etmekle birlikte teknolojiye karşı duruşu da olduğunu, gazeteci gözüyle açıklıyor okurlarına.

Bu satırları yazınca aklıma son dönemin aktif tartışmalarından birisi geldi. ChatGPT yazılımından haberdar olmamış olan yoktur aramızda. Yapay Zeka ile sohbet etme kavramını öğretmeye başladı bize. Nükleer Bomba'nın üretimde kötü amaçlar için kullanılma niyetinin olmayışında olduğu gibi, bize çok faydalı olacağı düşüncesi ile üretilmiş. Yazılım doktorların teşhis edemediği bir hastalığı teşhis edecek kadar da ileri gitti. Onay almak üzereydi en son tıp dünyasında. Peki ne oldu derseniz, bu gelişiminden korkan teknoloji devleri yapay zekayı durdurmamız gereken bir açıklama yaptı, son günlerde tabii ki. Bu açıklamayı yapanlardan birisi de Elon Musk. İronik değil mi?

Hari'nin kitabını neden okumalıyım derseniz, gazete okumakla aranız iyiyse ve dikkat toplamak konusunda hala sıkıntı yaşamıyorsanız, neden dikkatimizi geri kazanmalıyız sorusuna da cevap bulabilmek için bu kitapla tanışmanız fayda sağlayacaktır.

Yazıyı sonuna kadar okuyabiliyorsanız, sizde hala umut var demektir :)

Peki dikkat dağınıklığına sebep olan teknoloji bağımlılığına karşı biz ne yapabiliriz derseniz, bir bağımlı danışmanı olarak, şunları söyleyebilirim;

1. Önce kabul edin. Sorunu kabul etmek önemli bir farkındalıktır. Size derin bir inanç kazandırır, kurtulmak isteğinize dair.

2. Sonra teknoloji kullanımınızı sınırlandırın. Bu ciddi bir alışkanlık yönetimi gerektirir.

3. İnsan ilişkilerinizi etkilememek için buluşmalarda telefonu kapamayı deneyin.

4. Doomscrooling yazımda da bahsettiğim gibi, dışarı çıkıp, iletişim kurun.

5. Teknoloji olmadan yaşamayı öğrenmek için Dopamin Detoksu yapmanın ne demek olduğunu öğrenip, uygulamaya geçin.

6. Yardım alın. Psikologlar, psikiyatrlar teknoloji bağımlığı konusunda yardımcı olmaktalar. Ya da DEHB konusunda. Bunlardan farklı bir destek düşünürseniz, alışkanlık yönetimi öğrenmek ve bir düzen kazanmak için bir koçla çalışabilirsiniz.

Koç desteği alabilmek için bana da ulaşabilirsiniz. @zulikadanismanlik Instagram hesabımdan sorularınızı bekliyorum.

Hepimize teknolojiyi akıllı kullandığımız ve daha sağlıklı hissettiğimiz bir hayat dilerim.

Züleyha Gülveren

Merhaba 2024

Herkese merhaba, Yıl 2024. 14 Ocak günü akşam saatlerinden selamlar. Herkesin artık kendi sayfalarını açıp oralardan paylaşım yaptığı zamanl...