Yılın son ayına girdik, 11 günü bitti bile dostlar,
Herkese geri sayım günlerinden selamlar.
Blogu bu yıl istediğim aktiflikle kullanmadım. Amaçladıklarım ve yaşadıklarım arasında ciddi farklar var. Başarıya giden yolun engebeli olduğunu anlatan çizimler geliyor aklıma böyle düşününce. Hala nefes aldığımızı ve hala hayallerim olduğunu göz önünde bulundurarak, dayanıklılığı sağlayan ilk nedenlerim, devam ediyorum. Etmeye de gayret göstereceğim.
Bitiş enerjisi hakimdi bu yıl bende. "Çok" larla el üstünde tuttuklarıma sırasıyla veda ettim. Bu kendimi suçlama enerjisini doğurdu. Yetersizdim, aşırıya kaçtım ve gitmelerine sebep oldum. Ama zamanla fark ettim ki, tetikleyiciler benim davranışlarım gibi görünse de, sorun benden kaynaklı değildi, insanların gitme zamanları gelmişti bile.
Gitmek. Onun da bir adabı var. Hep aklıma Sıcak Saatler dizisi gelir böyle düşündüğümde. Sedat Yalçın karakterinin annesi, oğlunun eski sevgilisine: kavganın adabından bahseder, 10.bölümde. Kavganın adabı. Gitmenin de adabı var. Burada belki benim hatam çok verici olmak. Verici olduğum için gidenler, incitmeden gitmeyi başaramadılar.
"Aşırı Seven Kadınlar" isminde bir kitap almıştım. Kendimde gördüğüm bir sendrom diyerek. Sevgi söz konusu olduğunda sınır tanımayı bilmiyor olduğum için. Bu yıl yaşadıklarımı da düşününce... Aslında çoktan okumuş ve uygulamaya geçmiş olmalıydım ama hayat yaşayarak öğrenmemi uygun görmüş olacak, sağlam sınavlardan geçtim.
Bana o deneyimleri yaşatan insanlara dolu dolu şeyler söylemek istesem de, söylemenin bir faydası olmadığını, gidenin aslında hiç gelmediğini, kabullenmeyi, istemeye istemeye de olsa deneyimledim.
Yine de kabul edemediklerim var elbette. İnsanlar iletişim konusunda benzer tecrübelerden geçmese de, iletişimin ortak noktaları olduğunu öğrenmeli ve saygı çerçevesinde birbirlerine yaklaşmayı becerebilmeliler. Saygı sınırını aşanın ben olduğumu söyleyen insanın özellikle bunu anlamasını isterdim. Benim de zamanında söylenmesi gerekenleri, söylemeyi öğrenmem gerekli.
2023 ne öğretti sorusuna cevaben, söylenmesi gerekenleri zamanında öğren, çok verici olma, almayı da bil, gideni zorla da olsa durdurma, diyebilirim, galiba.
Peki, siz dönüp sorun kendinize bakalım. Neler yaşadınız, sizde neler kaldı, bundan sonrasında nelere dikkat edeceksiniz?
Meseleleri, mesele etmediğimiz zaman ortada mesele kalmıyor biliyoruz. Ancak, meseleleri kabul etmeyi öğrenmek için, bastırmıyor, onları konuşabiliyor, geriye bakmadan devam etmek için gerekli alt yapıyı oluşturuyoruz.
Güvende, sevgide, iletişimde, alma ve verme dengesinde doğru ölçüyü bulacağımız yarınları bugünden inşa ediyoruz.
2024'de bu blog da daha aktif olmayı umut ederek, sizlere sondan bir önceki yazımla veda ediyorum.
2023 de bıraktığım, umudum o yönde, o insanlara da, yollarımız bir gün yeniden kesişirse, yaşattıkları ve öğrettikleri için teşekkür ediyorum.
2024 planları ve bize iyi gelenlerle bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Sevgi, saygı ve iletişimin sonsuz gücü ile.
Züleyha Gülveren
