27 Haziran 2023 Salı

İletişim Donanımları, Doğan Cüceloğlu

 Merhaba sevgili dostlarım.

Haziran ayını kapatmaya son 3 gün. Ben bu ay 10 kitap okumuşum. Ama beni en çok dinlendiren yine rahmetli Doğan Hocam oldu. Bir de tabi kitabın içeriğinin "iletişim" olması. Ne iyi geldi bilseniz. Sabah yürüyüşe çıktığımda okumaya başladım, akşam ofiste bitirdim. Benim baltamı bilemek için dostla bağım kesildiğinden beridir, Doğan hocam en iyi yoldaşım oldu diyebilirim.

Kitabın sonunda kitabı özetleyen ve akılda kalıcı kılan 23 maddelik bir liste var. Ben onu sizle paylaşmak istiyorum. Ama LÜTFEN, lütfen, lütfen kitabı okuyun. Seveceğinize eminim. Ben 70. Basımı okudum Remzi Kitabevinden yayınlanan. Yeni baskısı nasıl okuyanlardan yorumlar alabilirim;

İki insan, birbirinin farkına varınca iletişim başlar, dedik ve iletişim konusuna ilişkin donanımları irdeledik. Bu donanımları kısaca gözden geçirmek isteyebilirsiniz diye, kitabı bitirirken aşağıdaki listeyi vermeyi uygun gördüm:

1. Donanmış bilinç, daha güçlü ve zengin yaşam olanakları yaratır. Bilinci donanmış insan, bilinci donanmamış insandan her zaman ve her koşulda güçlü olacaktır. Bu kitap, iletişim konusunda bilincinizi donatmak için yazılmıştır.

2. İnsan muhteşem bir potansiyeldir. Bu toplumdaki ana babalar, öğretmenler, iş insanları, devlet yöneticileri insan potansiyelini geliştirme bilinci içinde davranır ve olanaklar yaratırlarsa o toplum gelişir ve güçlü olur. Bir ülkenin geleceğinin garantisi, çocuklarını geliştirmek için yarattığı olanaklarda yatar.

3. Olayların kendisinin anlamı yoktur; olayları algılayan insan, algıladığı zemine göre olaya anlam verir. Olayların algılanmış, yorumlanmış, anlam verilmiş haline fenomen deniyor. İnsan, fenomen dünyasında yaşamını sürdürür.

4. İki insan birbirinin farkına vardığı andan itibaren yapılan ve yapılmayan her şeyin mesaj değeri vardır; insanlar sürekli iletişim içindedir.

5. İnsanlar birbirlerine mesaj verdiği gibi, içinde bulundukları ortam da insanlara mesaj verir.

6. İletişim çok kanallıdır: Her bir  duyu organı bir iletişim kanalı olarak iş görür. Duyguların iletilmesinde sözsüz mesajlar daha etkilidir.

7. İletişimde iki düzey vardır: Başkalarına gösterilen dış dünya, sosyal düz; yalnız bireyin bildiği iç dünya, can.

8. Gösterilen sosyal yüz ile içimizdeki can aynı mesajları veriyorsa yaşamımızda stres az olur: gösterdiğimiz gerçek ile bizim içimizdeki gerçek birbirinden ne kadar farklı ise yaşamımızda o kadar çok stres olur. Güven ortamında can kendini özgürce ifade ettiğinden stres düşüktür.

9. İnsan hem bağımlı, ait olmak ister hem de bağımsız, birey olmak ister. Bu iki gereksinim arasındaki denge, insan yaşamı için çok önemlidir. Birey olmak ve ait olmak, yaşamın iki bacağını oluşturur; dengeli bacaklarla yapılan yaşam dansı, daha güçlü ve anlamlı olur.

10. İnsan ilişkilerinde kişi, beş temel ilişki gereksinmesini karşılamak ister. Bu gereksinmeleri, varoluşun beş boyutu diye adlandırıyoruz.

11. Var oluşun birinci boyutu kaale alınmak umursanmaktır. Kişi hem kendinin, hem de sınırlarının ve sorumluluğunun hesaba alınmasını ister.

12. Varoluşun ikinci boyutu kabul edilmektir. Kişi yargılanmadan olduğu gibi kabul edilmek ister. 

13. Varoluşun üçüncü boyutu değerli görülmektir. Kişi, kendinden daha büyük bir bütünün vazgeçilmez parçası olmak ister.

14. Varoluşun dördüncü boyutu ise yeterli görülmektir. Kişi güçlü ve güvenilir olmak ister.

15. Varoluşun beşinci boyutu ise sevilmektir. Kişi özlenmek ve sevilmek ister.

16. Dinleme en önemli iletişim sürecidir. Kişi dinlemesiyle karşındakini yaratır.

17. Ait olmak ve birey olmak , varoluşun beş boyutu tablosuyla birlikte bizim varoluş matrisimizi oluşturur. Çocuk içinde yetiştiği ortamda varoluş matrisi içinde kişiliğini bulur.

18. İletişim ağı içerisinde yaşarız ve her iletişim durumunda 4 olasılık vardır:

a. Ortam size olumsuz mesajlar verir ve sizde kendinizi bu olumsuz mesajlar içinde algılarsınız.

b. Ortam size olumlu mesajlar verir, fakat siz bu olumlu mesajları reddedersiniz ve kendinizi olumsuz benlik algısı içinde görürsünüz. 

c. Ortam size olumlu mesajlar verir, ama siz bu olumsuz mesajların sizin özünüze uymadığını düşünürsünüz.

d. Ortam size olumlu mesajlar verir ve siz de kendinizi bu olumlu mesajlar içinde algılarsınız.

19.  Korku kültüründe ezenler ve ezilenler vardır; değerler kültüründe de "doğru olanı" yapan "biz bilinci"nde insanlar vardır.

20. Korku ve değerler kültürlerinde "sevgi" farklı anlamlar ifade eder. Korku kültüründe sevmek, sevilen kişinin sahibi olmak anlamına gelir, değerler kültüründe sevmek, onun gelişerek mutlu olmasına kendini adamak anlamına gelir.

21. Korku ve değerler kültüründe karı koca ilişkisine getirilen bilinç farklıdır. Korku kültüründe "kimin dediği olacak" mücadelesi ailenin özünü oluşturur. Değeler kültüründe ise "doğru olanı yapmak" ailenin kültürünü oluşturur.

22. Korku kültüründe çocuk, otoritenin istediği kalıba sokulacak, kalıplanarak sürekli denetlenecek bir yaratıktır. Değerler kültüründe çocuk muhteşem bir potansiyeldir; yapılacak tek şey, çiftçinin ektiği tohum için oluşturduğu ortam (su, gübre ve bakım gibi), çocuğun gelişimi için ortam hazırlamaktır.

23. Gerçeğe saygı, hakkaniyet, kişisel bütünlük, insanlık onuruna saygı, hizmet ve sevgi, değerler kültürünün çatısını oluşturur.

Her satırı için bin şükür diyeceğim bu kitaptan en çok ne aldın derseniz; Doğru İletişim Hayat Kurar, Hayat Kurtarır!

Sevgi ve rahmetle...

Züleyha Gülveren



13 Haziran 2023 Salı

Kendine Güven, Öze Güven

Geldi yine benim zamanım. 

6 gün sonra yeni bir yaşa daha adım atacağım.

30'dan sonrası, özellikle 35 çok farklı oluyormuş.

Bu yıl en çok sınandığım şey, özgüven. Özüne güven. 

Aslında olduğunuzdan farklı olarak bilseniz de kendinizi, 

yaşadığınız olaylar ve etrafınızdaki insanların, 

sizi aşağı çekmesinden kurtulamıyor muşsunuz.

Bunu çok zor tecrübelerle öğrendim.

Hala da öğrenmeye çalışıyorum. 

Bu çalışma nedeniyle, etrafımdaki insanlarla iletişimimde de eksik ve fazlaları öğreniyorum.

Bugün bu yazıyı öğrendiklerim sizlere ilham olsun diye yazmak istedim.

İnsanları duymayın. 

Onlar sizde hep bir eksik bulacak ve bu eksiği değiştirmeniz için ısrarcı olacaklar. 

Ama söylediklerini dikkate almayın da demek istemiyorum. 

Özgüvenin ilk şartı olarak, bence, "duyduğunuz her şeyi içselleştirmeyin" demek istiyorum. 

"Kendinize ve gücünüze inanın" başarabilirsiniz. 

Herkes gibi gücünüz ve yetenekleriniz var elbette. 

Kimseye kendinizi kanıtlamak ve kabul ettirmek zorunda olmadığınızı aklınızdan çıkarmadan 

hareket ederseniz, her şey yoluna girecektir.

Beklemek ve belirsizlik. Benim güvenimi bu ikisi sağlam sarsıyor. Açıklık olduğunda, açıklığı doğru 

ifade ederek sağladığında karşımdaki kişi, üzülsem bile, o insana güvenip, her koşula uyum sağlıyorum.

Tabi herkes hayata bana yakın bir pencereden bakmadığı için bu iki sorundan etkilenmemek adına 

beklentiyi düşük tutmayı öğrenmeye uğraşıyorum. 

Eksiklik hep olacak. Hep tereddüt edeceğiz. Hayat bize beklediklerimizi vermeyecek. Kırılacağız da. 

Önce kendimize güvenmemiz gerekecek. Kusurlarımız, eksik hissettiren yanlarımız, fazla gelen 

taraflarımızla, bir bütün olduğumuzu öğrenmemiz gerekecek.

Bugün vakit bulursanız, kendinize bir SWOT analizi hazırlayın. 

Ne olduğunu bilmeyenler, bana yazabilirler. Kendinizi ve aldığınız yolu görmek için yapın. 

Eksik yanlarınız hayal kırıklığı yaratacak kadar çok olursa, onun geçici olduğunu ve çözümü

sağlayacak gücün kendinizde olduğunu unutmayın. 

Her şeyi yoluna koyabilecek gücünüz var.

Bugün bir arkadaşım çok güzel bir öğüt verdi bana. Yazıyı o öğüdü ile tamamlamak istiyorum.

Sözü altından kıymetli çünkü, kendisinin.

"Yaşadığın olay ne olursa olsun, ona verdiğin tepki, olayın gücünü belirler."

Tepkilerimizi yöneterek içsel gücümüzü koruduğumuz ve 

iyi hissetmekten asla bıkmadığımız günler olsun.

Işıltınıza ve gücünüze güvenin.

Sevgiler.

Züleyha 

Merhaba 2024

Herkese merhaba, Yıl 2024. 14 Ocak günü akşam saatlerinden selamlar. Herkesin artık kendi sayfalarını açıp oralardan paylaşım yaptığı zamanl...