Her gün binlerce, hatta milyonlarca uyarana maruz kalıyoruz. Kendinizi şöyle bir ortamda hayal edin. Bir odada TV açık, kanal gezerken, bir yandan twitter'da gündem takip etmeye, instagram, facebook ve whatsapp gibi uygulamaların bildirimlerine odaklanmaya çalışıyorsunuz. Bu kadar fazla şeyi aynı anda yapmak, nasıl bir etki yaratır düşünün. Bir de o oda yatak odanız olsun ve uyku öncesi kendinize bu karmaşayı yaratın.
Günümüz dünyasını özetlemeye çalıştığım bu ortamın sonuçlarını hep beraber yaşıyoruz. Kaygı bozukluğu, intihara meyil, depresyon gibi ruh sağlığı problemlerini çoğu zaman kendimiz yaratıyoruz. Farkına bile varmadan. TV'lar, reklamlar, bildirimler, bizi buna hazırlamakta. Matt Haig'de bu karmaşa ile gelişen rahatsızlıklarına nasıl yanıt bulduğunu ve kendini yavaşlamaya nasıl adadığını anlatıyor aslında.
Çok bilindik şeyler içeriyor kitap. Kişisel gelişim, psikolojiden de öte, biz olarak bakmamıza vesile oluyor. Kafamızın içi gibi karmakarışık gelse de okurken, o akışa alıştığınız zaman, neredeyse tabi, telefonu, TV'yi, interneti ve bizi gerçeklik sanrısı ile yanıltan her şeyi, tamamıyla kendinizden koparma cesareti dahi yakalıyorsunuz. Evet gaza da getiriyor. Ama iyi hissetmenize yardımı oluyor. Bugünler de kendi kendime sorduğum birçok soruda yalnız olmadığımı hatırlattığını da ayrıca söylemeliyim.
"Çılgın bir dünyada çıldırmadan nasıl yaşarız?"
"Çevremiz kesintisiz anksiyete kaynağına dönüşmüşken nasıl mutlu hissedebiliriz?"
Sorularına kendi penceresinden yanıtları paylaştığı, bize değerli olduğumuzu bağıra bağıra hatırlatma çabasına girdiği ve yazmanın kısa notlarla bile ne kadar keyifli olduğunu hatırlattığı bu güzel kitabı için Matt HAİG bundan sonra vazgeçilmezlerim arasında.
Bazen offline olmayı, doğa ile iç içe olmayı, bir kitabın sayfalarında kaybolmayı, kendiniz olma alanı yaratmayı hatırlatan bu kitabı en kısa sürede kütüphanenize eklemelisiniz.
Hakkında uzun uzun yazıp Spoiler yemenize sebep olmak istemem.
Ama yaşadığınız şey neyse, yalnız olmadığınızı hatırlamanızı isterim.
Sevmediğiniz işte çalışmak zorunda değilsiniz, bu histen kurtulmanız için bir yol mutlaka vardır.
Aşık olduğunuzu saklamak zorunda değilsiniz, kendinizi ifade ettiğiniz zaman reddedilseniz bile bir cevap almış olursunuz.
Anlık mutluluklar için alkol ya da diğer bağımlılık yapıcı maddelere sığınmak zorunda da değilsiniz, dopamini anlık almak sadece o anlık bir çözümdür, sonraki süreçte yıkımı durduramayabilirsiniz.
Hayatı, hiçbir şeye sahip olmak zorunda olmadan, sadece şahit olarak, koşuyormuş gibi hissetmeden yaşayanlardan olma özlemi çekiyorsanız, bu kitabı okuyarak o yolculuğunuz için bir adım atabilirsiniz.
Kitabın kütüphanelerde olup olmadığına da bir bakın. Sizi almaya zorlamak istemem. Seveceğinizi söyleyebilirim.
Şimdiden iyi okumalar dilerim.
